YUSUF GÜRSOY, TRT RADYO VİZYON DERGİSİ’NE MEDYA VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİNİ ANLATTI

RATEM Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gürsoy, TRT Radyo Vizyon Dergisi’nden Dr. Kenan Bölükbaş ile söyleşi gerçekleştirdi. Medya ve Demokrasi ilişkisinin ağırlıklı olarak konuşulduğu söyleşi, derginin 27. sayısında yer aldı.

Bu meslek birliği olarak neler yapıyorsunuz?

Yusuf GÜRSOY: RATEM bir sivil toplum  kuruluşu gibi algılanan ama yarı kamu niteliğinde bir meslek birliği. RATEM, Türkiye’deki radyo televizyon yayıncılığının Roma sözleşmesine atıflanan bağlantısıyla 2001 yılında kuruldu. 1961 Roma sözleşmesi, radyo televizyon yayınlarını bağlantılı hak olarak fikir ve sanat eserlerine konu eder. Türkiye’de anayasanın 90’ıncı maddesi bu alanda maalesef 1999 yılında işletilebildi. Yaklaşık 38 yıl sonra. Bununla ilgili iç düzenlemeler yapıldı. Yönetmelikler ve tüzükler çıkarıldı.

RATEM, 2001  yılında 41 radyo ve televizyon yayıncısı kuruluşun bir araya gelmesiyle kuruldu. Bizim üyelerimiz tüzel kişilikler, yani kurumlar. Yani özel alanda anonim şirketler, kamu alanında da TRT meslek birliğinin bir üyesi. Şu anda 800 civarında üyemiz var.

Biz medya ve demokrasi ilişkisi dediğimizde ne anlamalıyız? Demokrasinin temel niteliklerine baktığımızda konumu, rolü, önemi ne olmalı sizce?

Yusuf GÜRSOYMedya, yeni bir kavram. Hayatımıza birkaç yıldır giren bir kavram. Eskiden daha çok “basın” diye ifade edilirdi. Demokrasi, güçlere ayrılınca basını da numaralandırma ihtiyacı duyuldu. Hangi sırayla ifade edileceği belli değildi. Yani yasama mı önde, yürütme mi önde, yargı mı önde olacak bilmiyorduk. Ama basın dördüncü güç, bu kesin. Şimdi o ilk üçün sıralaması önemli. Zaten karşılaştığımız sorunlar da bu sıralamadan kaynaklanıyor. Burada da esas mesele, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçiyor olmamız. Çünkü medya ön plana çok çıkıyor. Temsili demokraside 4 ya da 5 yılda bir seçimler yapılır.

Bu seçimler sonucu millet, temsilcilerini belirler ve onlar aracılığıyla sorunlarını dile getirir ve bunlar yönetimde karşılık bulur ya da bulmaz. Tekrar böyle devam eder. Fakat katılımcı demokraside medya biraz daha öndedir ya da öyle olmalıdır. Çünkü güçlenmiş bir sivil toplum isteklerini medya aracılığıyla dile getirir. Medya orada önemlidir. Medya, bir baskı aracıdır esasında. Baskı aracı olmasından önce denetim aracıdır da. Kamu adına denetim yapar. Zira medya, o duyarlılığı yaratarak ve toplumsal bir kanaat oluşturarak vatandaşın taleplerinin hem yönetime ulaşmasına hem de taleplerin içeriğinin ve yönünün belirlenmesine yardımcı olur.

Medya; sessiz çoğunluğun bir anlamda sesi olmaya çalışır, vatandaşın seçtiklerine ulaşmasında, bir anlamda sesinin biraz daha yükselmesine yardımcı olur diyebilir miyiz?

Yusuf GÜRSOY: Bu sessiz çoğunluk zaman zaman sesli de olabilir. Yani bu   sesin duyurulması konusunda da görevini yerine getirir. Asli varlığının gerekçesinin de bu olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan bir enformatik özelliği, eğlendirici yanı, şov  yanı, bütün bunlar vardır ve bunlar da bir ihtiyaçtır.

15 Temmuz darbe kalkışmasında        “Medya, demokrasi açısından iyi bir sınav verdi.” diye düşünüyorum. Sizce o gece ve devamında medya, “demokrasiyi koruma ve kollama” görevini layıkıyla yerine getirmiştir diyebilir miyiz?

Yusuf GÜRSOY: Bu cümle içerisinde kullandığınız “demokrasiyi koruma ve kollama görevi” sözünün müellifi olan kişi olarak söylüyorum, yani bu cümleyi ilk kullanan kişi olarak söylüyorum bunu; demokrasiyi koruma ve kollama görevini medya yerine getirmiştir. Çünkü anayasanın 132. maddesinde - kaldırılmadan önce – bu görev, Türk Silahlı Kuvvetleri’nindi. 15 Temmuz’da biz henüz “Ne oluyoruz, bu nedir?” diye anlamaya çalıştığımız saatlerde, medya olayı anladı, kavradı ve bir dik duruş, bir karşı çıkış gösterdi.

Bu duruş  zaten bütünüyle herkesi sardı, sarmaladı ve başarısız kılınmasında – Sayın Cumhurbaşkanımızın medya aracılığıyla herkesi sokağa davet etmesiyle – etkili oldu. Sabah olduğunda Türkiye’de yalnızca başarısız bir girişim olarak kaldı.

15 Temmuz'daki tavrı, medyanın yüz akı oldu bir anlamda. Siz de bu onurlu duruşu ödüllendirmek istediniz. Son olarak bu ödülün anlamından ve ödül töreninden bahseder misiniz?

Yusuf GÜRSOY: RATEM bu durumu sabitlemek için bir kurul oluşturdu.

Bu kurul, darbe girişimi gecesi ilk refleksi gösteren, ilk karşı çıkışı sergileyen medya kuruluşlarını araştırdı. Özellikle 15 Temmuz sürecinde çok büyük katkı yapmış değerli medya kuruluşları, hepsi birbirinden değerli ve önemli çalışmalar yaptılar ama bir kısmını da bir farkındalık yaratmak için tespit etmek gerekiyordu.

Bir tespitte  bulunuldu ve ödül töreni çok önemli bir yerde yapıldı. Meclisin şeref salonunda ödül töreni gerçekleştirdik. Çünkü o gece meclis, büyük bir saldırıya uğramıştı. Millet saldırıya uğramıştı.

14 Şubat 2017’de bütün Türkiye’nin izlediği medya kuruluşlarımızla, Sayın Başbakanımız, orada bulunan milletvekillerimiz ve RTÜK Başkanı bir araya geldik. O nedenle çok mutluyuz. O buluşmada bütün  medya mecraları, yani yalnızca radyolar ve televizyonlar değil, gazette cemiyetleri, internet medyası ve yerel medyanın tüm temsilcilerinin katıldığı bir organizasyon yaptık. O da çok önemli ve değerliydi.

KURUMSAL                                     ETKİNLİKLER                                       İLETİŞİM

Sanayi Mahallesi Eski Büyükdere Caddesi Bilek İş Merkezi No:33 Kat:8 Kağıthane/İstanbul

Tel: 212 283 15 70

Faks:212 283 15 69

E-Posta : ratem@ratem.org

ktb_logo_.png
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • YouTube Social  Icon