|
|
RATEM'DEN BASIN TOPLANTISI
RATEM Yönetim Kurulu'nun gündemdeki sorunlara ilişkin olarak düzenlediği
Basın toplantısı 2 Kasım 2001 günü İstanbul'da The Plaza Otel'de yapıldı.
Toplantıda Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Güleryüz tarafından şu görüşler
kamuoyu ve ilgililerin dikkatlerine sunuldu:
KRİZE BİZDEN ÇÖZÜMLER
Özel radyo ve televizyon kuruluşları günümüzde,bağımsız yayıncılık,
kamu adına denetim görevini yerine getirememe, açık ve katılımcı demokrasinin
oluşturulması işlevlerini sağlayamama tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
Radyo ve televizyonlar, içinde bulunduğumuz ekonomik krizi en derinden
yaşayan kuruluşların başında gelmektedir.Yanlış da olsa bu tür krizlerde
yapılan ilk şey reklam bütçelerinin kısılmasıdır. Bu durum reklam gelirlerimizin
düşmesinin yanısıra talebin daralmasına, üretimin kısılmasına ve iş
gücü kaybına yol açmaktadır. Zincirleme reaksiyonla talep daralmasından
işsizliğe kadar uzanan bu sorunun çözümü reklam harcamalarının artmasında
yatmaktadır. Bu da reklamın önünü açmakla mümkündür.
Radyo ve televizyonların, çağdaş, bağımsız habercilik ve yayıncılık
yapabilmelerinin en önemli etkeni olan reklam gelirleri ne yazık ki
bir önceki yıla göre %60 azalmış, adeta durma noktasına gelmiştir. Gelir
kaynaklarını yitiren kuruluşlar ayakta kalabilmek, maliyetlerini düşürebilmek
için istihdam azaltmakta yayıncılık ilkelerinden taviz vermek zorunda
kalmaktadırlar.Bu durum içinde bulunulan krizi daha da derinleştirmekte,
işsizliğin artmasına,sektörel hareketliliğin durmasına yol açmaktadır.
Bu sonucun önde gelen sebeplerinden birisi reklam verenlerin reklam
maliyetlerinin yüksekliğinden şikayetleridir. Reklam maliyetlerini yükselten
faktörlerin başlıcası yayın maliyetleri ve devletin aldığı paylardır.
Radyo ve Televizyon Kuruluşları ülkemizin sosyo kültürel,ekonomik,
gelişimine, demokratikleşmesine, istihdama yaptıkları katkıların yanında,
gelir vergisi, kurumlar vergisi, ssk primi, muhtasar vergi, damga ve
harç vergisi ve stopaj adı altında bütün ticari işletmeler gibi ödemeler
yaparak katkı sağlamakta ancak diğer ticari oluşumlar ve kurumların
yapmadığı bir şey daha yapmaktadırlar. Radyo ve televizyon kuruluşları
1994 den bu yana RTÜK e reklam gelirlerinden pay ödemektedirler. Brüt
gelirlerden, 1997 yılına kadar %4 bu tarihten itibaren %5 RTÜK payı,yine
1997 den itibaren % 5 Eğitime Katkı payı ve binde beş özel işlem vergisi
olmak üzere toplamda %10.5 ödenmeye devam edilmektedir.
Bu ödemelerin toplamı günümüz rakamlarında 200 milyon dolara ulaşmış
bulunmaktadır. Sadece Ulusal Televizyonların ödediği toplam pay yaklaşık
64 trilyon tl, hesaplamalarımıza göre yaklaşık 154 milyon dolardır.
Bizler, brüt yani henüz kazanca dönüşmemiş gelirlerimiz üzerinden bu
payları yıllardır ödüyoruz.Hiç bir vergilendirme mantığına uymadığını,hukukun
temel kuralarına ve Anayasa nın Kanun önünde eşitlik ve herkes kamu
giderlerine mali gücü oranında katılır ilkelerine aykırılığını bile
bile ancak özel radyo televizyon yayıncılığının ülkemizde yerleşmesinin,demokrasinin
gelişimine ve çağdaşlaşma sürecine katkımızın diyeti kabul ederek ödüyoruz.
Ödemek zorunda olduğumuz bu rakamlar henüz kasamıza girmemiş,kazanca
dönüşmemiş hatta faturasını kesip tahsil edemediğimiz brüt gelirlerimiz
üzerinden hesaplanmaktadır. Şöyle ki,bir yayın kuruluşu verdiği reklam
hizmeti karşılığında,reklam bedelinin KDV dahil,brütünün % 10.5 ini
taahhuk ettirerek RTÜK hesabına ödemek zorundadır. Oysa biliyoruz ki
reklam sektöründe ödemeler vadeli yapılmakta,geç ödenmekte hatta ödenememektedir.Yayın
kuruluşları bu payları kaynak yaratıp ödemek zorundadır. Zorundadır
çünkü ÖDEMEYİ YAPAMAYAN YAYIN KURULUŞLARININ YAYINLARI RTÜK TARAFINDAN
DURDURULMAKTADIR.YANİ KAPATILMAKTADIRLAR. Bu yaptırım adil değildir,teamüllerin
dışındadır. Zira bilinir ki ticari kuruluşlara yapılan haciz işlemlerinde
bile faaliyetin önlenmemesine özen gösterilmektedir. Bu uygulama anayasayanın
düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine ve kanun önünde eşitlik ilkesine
de aykırıdır.
Peki,tüm gelirleri reklam yayınları olan kuruluşlar yayınları durdurulduğunda
hangi kaynaktan gelir sağlayıp bu ödemeleri yapacak ve yayınlarına devam
edecektir.
Bütün bu gerçeklerin yanısıra bu gün karşı karşıya bulunduğumuz bir
gerçek daha da çarpıcıdır: İkiyüze yakın radyo televizyon kuruluşunun
yayınları RTÜK paylarını ödemedikleri gerekçesiyle durdurulmaktadır.Bunun
örtülü bir sansür olduğu ap açık ortadadır. Bilindiği gibi RTÜK payı
bu kurulun yeni oluşturulduğu yıllarda bu oluşumun devlet bütçesine
yük olmaması sektörün kendi üst kurulunu kendisinin finanse etmesi için
konulmuş,ve amacının çok ötesine geçerek bütçe fazlası verir hale gelmiştir.Bu
fazla hazineye devredilerek bütün vergilerini zaten ödeyen Radyo ve
televizyon kuruluşlarından adeta ek bir vergi alınması uygulanmasına
dönüşmüştür.
RTÜK Sadece 2000 yılında 8 trilyon Tl bütçe fazlası vererek bu meblağı
hazineye devretmiştir.Bu bütçe ve fazlalık sadece yayın kuruluşlarının
ödediği paylardan oluşmaktadır.
Eğitime katkı payı ise özel bir yasal düzenleme ile geçici olarak konulmuş
ve öngörülen süre 2002 yılının sonuna kadar uzatılmıştır.Sekiz yıllık
eğitime katkı sağlamak için ödediğimiz bu payların artık amacına ulaşmış
olması gerektiğini düşünüyoruz.Yine yaşadığımız deprem felaketinden
sonra ödemeye başladığımız özel işlem vergisi de amacına ulaşmış olsa
gerektir.
Karşı karşıya bulunduğumuz bir diğer haksız uygulama devlet kurumlarından
aldığımız bazı mal ve hizmetlerin bedelini devlete döviz cinsinden ödemek
zorunda bırakılmamızdır.Radyo ve televizyon kuruluşları Türk Telekom"dan
uydu hizmeti almakta ve bedelini döviz olarak ödemektedirler.Üstelik
hükümetin aldığı dolar bazlı giderlerin Tl ye çevrilmesi kararına ve
Türksat Uydularının toplam yatırım maliyetini çıkarıp kâra geçmiş olmasına
rağmen bu uygulama devam etmektedir.Türk Telekom"un Türk televizyonlarına
uyguladığı dolara endeksli tarife örneğin Eutelsat"ın tarifesinden
daha pahalıdır.
Öte yandan ülkemizin fikir ve sanat eseri sahipleriyle bağlantılı hak
sahiplerinin oluşturduğu Meslek Birlikleri kendileriyle anlaşma yapmış
bulunan yayın kuruluşlarına karşı döviz cinsinden tahsilatta diretmekte
Tl bazında yeni ödeme önerilerini kabul etmemektedirler. Ödeme zorluğu
içinde bulunan yayın kuruluşları hukuki yaptırımlarla karşı karşıya
kalmaktadır.
Giderlerimizin önemli bir kısmını oluşturan enerji bedellerini en yüksek
birimden ödemek zorunda oluşumuz aynı zamanda serbest rekabet içerisinde
bulunduğumuz devlet yayın kuruluşunun finansmanına da bu yolla katkı
sağlamamız ayrı bir sorunumuzdur.
ACİL, KALICI VE ORTAK ÇÖZÜMLERE İHTİYAÇ VARDIR
Ödediğimiz % 5 RTÜK payı % 2 ye indirilmelidir.
Eğitime katkı payı ve özel işlem vergisi kaldırılmalıdır.
Telekom uydu kira bedellerini Tl. olarak talep etmelidir.
Meslek Birliklerine ödemeler Tl. olarak yeniden düzenlenmelidir.
Enerji bedellerinde indirimler sağlanmalı en azından TRT payı düşülmelidir.
BUNLAR SAĞLANIRSA;
Maliyetler düşeceğinden, reklam veren için reklam cazip hale gelecek,artan
tüketime paralel olarak üretim ve istihdam da artacaktır.
Radyo ve televizyon kuruluşları, tekrar istihdam ve katma değer yaratan
işlevlerine dönecektir.
Ülkemizin gelişmesi, çağdaş, uygar demokratik,laik,sosyal bir hukuk
devleti olması yerel ve bölgesel kalkınmışlık düzeyinin kültürel değer
ve zenginliklerinin geliştirilmesi için vaz geçilemez unsurladan olan
özel radyo ve televizyon kuruluşları ekonomik gerekçelerle kapanmaktan,kapatılmaktan
kurtulacaktır.
|
|